top of page

Sorumluluklarımız

  • Yazarın fotoğrafı: Haydar Ay
    Haydar Ay
  • 5 Eki 2025
  • 2 dakikada okunur

Bazı kelimeler göründüğünden daha ağır. Bir yerden bir yere sürükler bazen. Bazen de olduğumuz yerde çakılı bırakır. Hayatımızın temelinde de bu yatar. Sorumluluk. Aldıklarımız ya da almadıklarımız. Bize sunulanlar ya da elde ettiklerimiz.


İlişkide, işte ya da bir mücadelenin tam ortasında mı olduğu farketmeksizin karşımıza çıkan yol ayrımları. Karar verip uygulamak gereken anlar. İşte böyle anlardaki tavrımızla bugün olduğumuz konuma ulaşıyoruz. Ve nedendir bilinmez sonra geriye dönüp bakıyoruz. Merak ediyoruz belki de. Ya diğer yolu seçseydim? Şimdi ne olurdu? Nerede olurdum? Keşkelerin sırası gelir sonra. Öyle olsaydı şöyle olurdular izler sohbetleri. Sonra suçlular tespit edilir. Suç hep başkasındadır. Hep bizden uzaktır. Uzakta olana söylenmek kolaydır çünkü.


Belki de bin yıllık bir taktiğin modern yansımaları bu. Önce bir suçlu bul sonra suç bulursun. İnsan bunu bizzat kendisi için bile rahatça yapabiliyor. İlişki biter, ilk anlatılan ama aileler ama çevre ama koşullar. Ama lar sonsuz bir çember ve içinde koşturan bir hamster gibiyiz. Tükenene kadar çeviriyoruz o çemberi. Tek bir farkımız var. Demiyoruz ki bu çemberin içine giren bendim. Kimse beni buraya itmedi.


Bir başka açıdan bakacak olursak, sevdiklerimizi bir çemberin içine hapsediyoruz ve sonsuza kadar koşmalarını bekliyoruz. Çemberin dışına çıkmayı başarırlarsa da suçlu ilan ediyoruz. Ve şikayet etmeye başlıyoruz. Çoktan unutuldu belki ama doğarken bize verilen bir yük var ömür boyu sırtımızda taşığımız. Aldığımız ya da almadığımız sorumluluklar. Bu ilişkiyi istiyorum bunun sorumluluğunu alıyorum ya da almıyorum ve bu almamanın da sorumluluğunu alıyorum.


Sorumluluk almamak da bir sorumluluktur. Hayatımızdaki her şey özellikle yetişkin olduktan sonraki her an buna göre şekillenir. En güçlülerin, en iyilerin ve en kötülerin ortak özelliği de budur. Geriye kalan her şey ergence bir sinir halinden ibaret en hafif tabirle. Bu yüzdendir sorumsuzluk kelimesini sevmemem.


Bir çocuğun annesini-babasını kandırmaya çalışması gibi kendimizi kandırıyoruz. Ve en kötüsü kendimizi ne kolay ikna ediyoruz. Yeri geliyor olmayan yol ayrımları yaratıyoruz ki yoldan ayrılalım. Bana göre dünyadaki en tehlikeli varlık, kendini bir şeye ikna etmeye zorlayan insandır. Kendinden kaçan insanın ileriki seviyesidir bu.


Bu haftaki yazıyı Yeni Türkü'nün çok sevdiğim bir şarkısıyla bitirmek istiyorum.

Ya dışındasındır çemberin


Ya da içinde yer alacaksın


Kendin içindeyken


Kafan dışındaysa

Çaresi yok kardeşim


Her akşam böyle içip kederlenip


Mutsuz olacaksın


Meyhane masalarında kahrolacaksın

 
 
bottom of page