Kanaken ve Missvolk
- Haydar Ay
- 11 Eki 2025
- 3 dakikada okunur
Soğuk bir Ekim günü. Berlin’de hava kararmak üzere. Unter den Linden caddesinde yürüyenler montlarına sarılmış, kimse kimseye bakmadan ilerliyor. Brandenburg kapısına az kala bir evsiz kendine güzel bir köşe kapmış, her geçen yabancıya aynı kelimeleri fırlatıyordu: “Kanake! Missvolk!” Sesinde öfke mi var, ezber mi, delirmiş mi yoksa gerçekten mi söylüyor kimse anlayamıyordu.
Bertolt oradan geçerken durdu. Evsizin yanına çöktü, biraz sessiz kaldı. “Niye bağırıyorsun böyle?” dedi. Adam baktı ama cevap vermedi. Sonra “Herkes söylüyor,” dedi, “ben de söylüyorum.” Bertolt sigarasını yaktı, bir tane de evsize uzattı. Evsiz ellerinin titremesinden sigarayı tutamadı. Sigara, altına serili kartonda yuvarlanıp kaldırıma uçtu. Oradan geçen birinin ayağının altında ezildi. Sigarasını kaybeden evsiz yine bağırdı. “Kanake! Missvolk!” Bertolt adama sordu. “Sigaranı ezen kişinin kim olduğunu biliyor musun? ” “Bilmiyorum ama ne önemi var? Sigaramı ezdi.” Bertolt bir sigara daha uzattı adama. Bu kez sigarayı yakmasına yardımcı oldu. “Sen ne diye bağırdığını biliyor musun insanlara? ” diye sordu. Evsiz sigaradan bir nefe alıp yanıtladı. “Evet biliyorum. Barbar bunlar. Bozuk bunlar. Bak sigaramı da ezdiler. ”. Bertolt adamı bir başına bırakmaya karar verdi. “ Unutmayın bayım, içtiğiniz sigarayı bir Missvolk verdi size”. Evsiz Bertolt’un ardından bağırdı. “Ama sen, sen bir Alman’sın.” Bertolt sırtını çoktan dönmüştü. Karşı kaldırımda soyadıyla aynı isme sahip kafede oturan Albert’in yanına gitti.
Albert karşıdan tüm olan biteni kahve eşliğinde izlemişti. Bertolt yaklaşınca “Enerji yok olmaz,” dedi yüksek sesle, “nefret de öyle. Dönüşür sadece.” Bertolt, haklısın anlamına gelen bir gülümseme ile yanıt verdi. Albert’in yanına oturdu. Garsonun yanlarında bitmesi saniyeler içinde gerçekleşti. “Albert ne içiyorsa bana da ondan getirir misiniz” diyerek siparişini tamamladı. Koyu bir sohbetin ateşi yakıldı o anda.
Biraz sonra başka bir Kanake daha geçti evsizin yanından. Elinde küçük bir kamera. Etrafı kayda alıyor. Brandenburg yönüne çevirdi önce kadrajını. Sonra bitmiş sigarasını hala emmeye çalışan evsizi çekti. Hoşlanmadı evsiz kayda alınmaktan. “Kanake! Raus! ” çığlığıyla sanki tüm Unter den Linden aynı yöne baktı. Donup kalan Kanake’yi Albert kendine getirdi. Yolun karşısından bağırdı. “Fatih, gel bizimle otur. Boşver o deliyi.” Fatih Albert’in sesine doğru çekildi. Bertolt’un elini sıktıktan sonra yan masadaki boş sandalyelerden birini alıp oturdu. Neredeyse avcuna sığan kamerasını masaya bıraktı. “Öyle deme Albert. Bu delinin akıllı olanlarından farkı yok. Tek farkı o rahatça söylüyor.” Albert, Fatih’in sözünü kesti. “Haklısın Fatih ama bak biz buradayız ve hiçbir yere gitmiyoruz. Bozuk olan onların zihniyeti, biz değiliz”
Biraz ileride Özlem ve Uğur yürüyordu. Ağır adımlarla evsizin önünden geçip gittiler. Evsiz bu kez bağırmadı ama bakışlarını uzun süre üzerlerinde tuttu. “Bak,” dedi Bertolt, “bir çift Missvolk daha.” Albert, Bertolt’un işaret ettğini yöne baktı. Fatih de kamerasını açıp, o yöne çevirdi. “Görüyor musun Fatih? ” dedi Albert. İşine gelince nasıl da bağırmıyor. Ama sana veya Bertolt’a kolaylıkla düşman olabilir. Evsiz deli bile faydalanmayı öğrenmiş. İşi bitene kadar susuyor. Kelimeler nasılsa beyninin mahzenlerinde huzurla bekliyor.
Az sonra evsiz uyuyakaldı. Brecht, Einstein’a baktı: “İnsan korkunca ne yapacağını bilemez.”Einstein gülümsedi, “O yüzden denklemler işe yaramaz bazen.” Fatih tekrar kamerayı masanın üzerine bıraktı. Yağmur çiselemeye başladığında gökyüzü tamamen siyaha dönmüştü. Garson boş masaları yavaşça toplamaya başladı. Bertolt hesabı ödemek için davransa da Albert bir dil hareketiyle garsonu tavladı. Masaya, hesap dahi gelmedi.
Hep birlikte kalkıp,
yürümeye başladılar. Evsizin önünden geçerlerken, pis kokusu havaya doğru yükselen adam birden uyandı. “Kanaken,” “Missvolk.”Bertolt tekrar etti, sonra Fatih tekrarladı. Albert de onlara katıldı. Kanaken ve Missvolk korosu, Brandenburg kapısını selamlayıp yağmur eşliğinde yürüdüler. Yunanların Zafer tanrıçası ‘Nike’ heykeline doğru uzanan geniş caddede gözden kayboldular.
Yazarın Notu:“Kanaken” ve “Missvolk” Üzerine
“Kanake” (çoğulu Kanaken) sözcüğü, Almanya’da göçmen işçilere yönelik bir hakarete dönüşmüştür. Özellikle Türk ve Arap kökenli insanlara karşı “yabancı”, “aşağı” anlamında kullanılmış, sonradan bazı göçmen toplulukları tarafından kimlik ifadesine dönüştürülmüştür.“Missvolk” ise Almanca’da “bozuk halk” ya da “istenmeyen halk” anlamına gelir. Nazi döneminde ve günümüzde faşist söylemlerde, “Alman olmayanlar” için kullanılan ırkçı bir ifadedir.
Bu kısa öyküde geçen her iki kelime de, dışlanmışlıktan doğan ortak insanlık hâlini hatırlatmak için seçilmiştir.

